Uyluk kemiğinin boyun kısmının öne doğru açılı olmasıdır. Femoral anteversiyon genellikle çocukluk döneminde fark edilir. Ayakların içe dönük basmasına neden olabilir. Yürüyüş bozuklukları görülebilir. Genetik faktörler etkili olabilir. Çoğu zaman kendiliğinden düzelir. Bazı durumlarda fizik tedavi gerekebilir. Nadir olarak cerrahi müdahale uygulanır. Teşhis için ortopedi uzmanı değerlendirme yapar.
Femoral Anteversiyon Belirtileri Nelerdir?

Çocuk yürürken ayak uçları içeriye dönük olabilir. Bu durum genellikle ilk fark edilen belirtidir. Yürüyüş sırasında içe basma, dengesizlik yaratabilir. Özellikle koşma ya da ani yön değiştirme sırasında çocuk sık sık düşebilir. Motor becerilerde belirgin bir sorun olmasa da düşme eğilimi artar.
Diz kapakları ve ayak uçları aynı hizaya bakmaz. Bu görüntü hem estetik açıdan hem de duruş açısından dikkat çeker. Merdiven çıkarken ya da oturup kalkarken zorluk yaşanabilir. Kalça hareketlerinde sınırlılık görülür. Dışa döndürme hareketleri azalır, içe döndürme artabilir.
Bu tür durumlar, femoral anteversiyon tanısını düşündürür. Çocuklar yerde “W” pozisyonunda oturmayı tercih edebilir. Bu oturma şekli onlara rahat gelir çünkü kalça yapısına daha uyumludur. Bu da kas-iskelet sisteminin farklı çalıştığını gösterir.
Fiziksel aktivitelerde performans düşebilir. Koşma, zıplama ve yön değiştirme gibi hareketlerde yavaşlık ve koordinasyon eksikliği gözlenebilir. Zamanla bu yürüyüş alışkanlığı duruşu etkileyebilir. Bel ve omurga hizasında bozulmalar meydana gelebilir.
Her çocukta belirtiler farklı şiddette olabilir. Bazılarında hafifken bazıları günlük yaşamı etkileyebilir. Çoğu zaman bu durum büyüme sürecinde kendiliğinden düzelir. Ancak belirtiler devam ederse ortopedi uzmanına başvurmak önemlidir.
Femoral Anteversiyon Neden Olur?
Bazı çocuklar doğuştan uyluk kemiğinde içe dönüklükle dünyaya gelir. Bu durum, anne karnındaki gelişim sırasında ortaya çıkabilir. Rahim içi hareket kısıtlı bebeklerde kemikler düzgün gelişmeyebilir. Ailede benzer vakaların bulunması, genetik yatkınlığı düşündürür. Ebeveynlerinde ya da kardeşlerinde benzer sorun olan çocuklarda daha sık görülür.
Kas kuvvetlerinin dengesiz olması da kemik gelişimini etkileyebilir. Kalça kasları fazla veya az çalışınca kemik şekillenebilir. Özellikle iç rotatör kaslarının baskın olması, kemiğin içe dönmesine neden olabilir. Bu durum, yürümeye başlayan çocuklarda daha belirgin hale gelir.
Femoral anteversiyon, çocukluk çağında ortaya çıkan bu içe dönüklüğün temel nedenlerinden biridir. Kalça ekleminin yüzeysel olması ya da soket yapısının yetersiz gelişmesi de femurun pozisyonunu etkiler. Çocuk yerde “W” şeklinde oturuyorsa, bu kalça yapısının uyumunu gösteren bir ipucudur. Nörolojik bozukluklar kas kontrolünü bozarak kemiklerin yanlış gelişmesine neden olur.
Anne karnındaki duruş pozisyonu da önemli bir etkendir. Bebek uzun süre içe bükülü pozisyonda kaldıysa, uyluk kemikleri bu pozisyona uyum sağlayarak şekillenebilir. Doğum sonrası dönemde de çocukların kemikleri esnek olduğu için alışkanlıklar ve duruş biçimi büyük önem taşır. Yanlış yüklenmeler ve tekrarlayan pozisyonlar içe dönüklüğü kalıcı hale getirebilir.
Femoral Anteversiyon Teşhisi Nasıl Koyulur?

Tanı süreci, hastanın öyküsünün dinlenmesiyle başlar. Yürüyüş bozukluğu, içe basma ya da sık düşme gibi belirtiler detaylı şekilde değerlendirilir. Ailede benzer bir durum olup olmadığı da sorgulanır. Çünkü bazı olgularda kalıtsal özellikler etkili olabilir. Muayene sırasında çocuk ya da erişkinin yürüyüşü ve ayakta duruşu gözlemlenir.
Fizik muayenede özellikle diz ve ayakların hizalanmasına dikkat edilir. Ayakların içe dönük basması tanıda önemli bir ipucudur. Ayrıca hasta yüzüstü yatırılarak kalçanın içe ve dışa dönme açıları ölçülür. Bu işlemde “Craig testi” uygulanır. Bu test, kalçanın iç rotasyon derecesini belirlemek için kullanılır ve klinik olarak önemli bilgiler sunar.
Femoral anteversiyon tanısında yürüme analizi önemli bir araçtır. Hastanın yürüyüşü özel kameralar ve sensörlerle kaydedilerek detaylı incelenir. Bu analiz sayesinde kalça rotasyonu ve içe basma derecesi ölçülür. Kesin tanı için görüntüleme yöntemleri de devreye girer. MR ve BT taramalarıyla femur kemiğinin kalçaya göre açısı belirlenir. Normal açının 10–15 derece olması beklenir; 20 derece üzeri anormal kabul edilir.
Görüntüleme sonuçlarıyla femur başı ve boynu arasındaki açılar ölçülür. Bu ölçümler anteversiyonun şiddetini ortaya koyar. Hafif, orta veya ileri düzey olarak sınıflandırılır. Diğer yürüme bozukluklarıyla karışmaması için ayırıcı tanı yapılır. Kalça çıkığı, serebral palsi ya da tibial torsiyon gibi durumlar dışlanmalıdır. Bu nedenle kapsamlı değerlendirme gerekir.
Femoral Anteversiyon Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Çocuklarda görülen bu durum çoğu zaman yaşla birlikte kendiliğinden düzelir. Erken yaşta tanı alan çocuklar genellikle düzenli olarak takip edilir. Ağrı ya da ciddi bir fonksiyon kaybı yoksa tedaviye başlanmadan büyüme süreci izlenir. Bu süreçte yürüme düzeni gözlemlenir ve belirli aralıklarla ortopedik muayeneler yapılır.
Kas dengesizliklerinin belirgin olduğu durumlarda fizik tedavi uygulanır. Kalça çevresindeki kaslar özel egzersizlerle güçlendirilir. Dış rotator kas gruplarını hedefleyen çalışmalar, içe basmayı azaltmaya yardımcı olabilir. Ayrıca duruş bozukluklarını düzeltmek için postüral egzersizler de tedaviye dahil edilir. Bazı hastalarda dengeyi artırmak amacıyla özel ayakkabılar veya ortezler denenebilir. Ancak bu araçların uzun vadede düzeltici etkisi sınırlıdır.
İleri vakalarda ve yaşla birlikte artan şikâyetlerde cerrahi müdahale gündeme gelebilir. Özellikle yedi yaş sonrası hâlen belirgin bozukluk varsa müdahale planlanabilir. Cerrahi işlemde uyluk kemiği uygun açıyla yeniden konumlandırılır. Bu işleme “derotasyon osteotomisi” adı verilir. Ameliyat sonrası fizik tedavi desteği ile iyileşme süreci hızlandırılır.
Femoral anteversiyon tedavisinde her çocuk için aynı yöntem uygulanmaz. Yaş, şikâyetlerin derecesi ve hareket kısıtlılığı dikkate alınarak kişiye özel planlama yapılır. Hafif vakalarda zamanla kendiliğinden düzelme görülebilir. Ancak bazı durumlarda fizik tedavi ya da cerrahi gerekebilir. Tedavi süreci mutlaka uzman ortopedi hekimi tarafından takip edilmelidir. Düzenli kontrol, sürecin başarısını doğrudan etkiler.



Comments are closed